Beşiktaş’ın Duvarları Dile Geliyor!

Beşiktaş’ın Duvarları Dile Geliyor!

Beşiktaş Belediyesi ve Pera Müzesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Duvarların Dili” sergisi başladı.

Eklenme Tarihi: 18 Eylül 2014 Perşembe

Sokak sanatının hayal gücünü ateşleyen ve ilham veren toplumsal bir iş olduğunu düşünen Herakut, bu sanatı özgür içeriği ve düşük maliyetiyle davetkâr da buluyor ve şöyle diyor, “Bu politikadır. Halkın, halk için görsel sesidir. Herhangi bir yaratıcı bireye güç verir. Büyük şirketler tarafından yaratılan bütün o ticari mesajların yanında bir alan talep eder. Topluma, tek bir zihnin bile fark yaratabileceğini hatırlatır.”
era Müzesi yaz aylarını, Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek bir sergiye, son yılların sanat gündemindeki en popüler konulardan biri olan "Graffiti ve Sokak Sanatı"na ayırıyor. Amerika ve Avrupa’da daha önce yalnızca birkaç örneği düzenlenen sergi, "graffiti"yi sokaktan müzeye taşıyor.

Sergi kapsamında Pera Müzesi’nin yanı sıra Beşiktaş’ın sokakları ve parkları renklenecek. Ortaköy Kültür Merkezi, Abbasağa Parkı, Ihlamurdere Caddesi, Levent Kültür Merkezi ve A. Yavuz Kocaömer Parkı boyanan yerlerden birkaçı…

Duvarların Dili Sergisi’ni 5 Ekim’e kadar Pera Müzesi’nde, istediğiniz zaman ise Beşiktaş sokaklarında görebilirsiniz.




A.Yavuz Kocaömer Parkı

“Futura”
(Leonard McGurr, 1955, New York, ABD)

New York doğumlu, sokak sanatına soyut yaklaşımıyla tanınan graffitici Futura, 1970’lerin başlarında, 15 yaşında bir lise öğrencisiyken, yeraltı metrolarında boyamaya başlamış. 1970 ve 1980’lerde pek çok graffiti sanatçısı harf odaklı çalışmalar yaparken, Futura soyut tarzıyla graffitiye farklı bir soluk getirmiştir.

İşleri en fazla sergilenen graffiti sanatçılarından biri olarak geçirdiği on yılın ardından ürün tasarımına geçen Futura, Nike, Recon ve Medicom Toy gibi şirketlerle çalışmış ve hâlâ Futura Laboratories markası için giysi tasarlamaktadır. İşleri çok sayıda galeri ve müzede sergilenen Futura’ya göre graffiti “kendini tanıtma sanatının doruğu.”


Ortaköy

“Gaia”
(1988, New York, ABD)


Abbasağa Parkı

“Herakut”
(“Hera”, Jasmin Siddiqui, 1981, Frankfurt, Almanya)
(“Akut”, Falk Lehmann, 1977, Schmalkalden, Almanya)

Herakut’un çalışmaları, farklı geçmişleri ve farklı yetenekleri olan iki yaratıcı insanın görsel bir diyalogu olarak görülebilir. İkili, sanatsal üretimlerini “ying-yang” olarak tarif ediyor; perspektif bağlamında eril ve dişili, teknik bağlamında kabalık ve hassasiyeti, mesaj bağlamında ise sevgi ve nefreti barındırıyor.

Sokak sanatının hayal gücünü ateşleyen ve ilham veren toplumsal bir iş olduğunu düşünen Herakut, bu sanatı özgür içeriği ve düşük maliyetiyle davetkâr da buluyor ve şöyle diyor, “Bu politikadır. Halkın, halk için görsel sesidir. Herhangi bir yaratıcı bireye güç verir. Büyük şirketler tarafından yaratılan bütün o ticari mesajların yanında bir alan talep eder. Topluma, tek bir zihnin bile fark yaratabileceğini hatırlatır.”
Gaia sokak sanatının bütün sanatçılar için değerli olduğunu kabul ediyor ve bu janrı, formel bağıntının karşıtlığı olarak, inşa edilmiş çevreyle olan ilişkisiyle tanımlanan bir hareket olarak algılıyor. İşgal edilmiş varoşlardan karalanmış aşk ilanlarına kadar, müdahale yöntemleri ve doğrudan eylem kentsel ortama içkindir ve sokak sanatı ilhamını bu uzlaşmalardan alır.

Gaia kendi sanatını, maneviyatın ifadelerini politik çatışmayla sentezlemeye yönelik sürekli bir çaba olarak tarif eder. Sanatçı şu ara, mekân ve yeri, utanmaz bir yabancının perspektifiyle kamusal alanda yansımalar yaratmaya çalıştığı eserinin kaynağı olarak kullanıyor.




Abbasağa Parkı

“Herakut”
(“Hera”, Jasmin Siddiqui, 1981, Frankfurt, Almanya)
(“Akut”, Falk Lehmann, 1977, Schmalkalden, Almanya)

Herakut’un çalışmaları, farklı geçmişleri ve farklı yetenekleri olan iki yaratıcı insanın görsel bir diyalogu olarak görülebilir. İkili, sanatsal üretimlerini “ying-yang” olarak tarif ediyor; perspektif bağlamında eril ve dişili, teknik bağlamında kabalık ve hassasiyeti, mesaj bağlamında ise sevgi ve nefreti barındırıyor.

Sokak sanatının hayal gücünü ateşleyen ve ilham veren toplumsal bir iş olduğunu düşünen Herakut, bu sanatı özgür içeriği ve düşük maliyetiyle davetkâr da buluyor ve şöyle diyor, “Bu politikadır. Halkın, halk için görsel sesidir. Herhangi bir yaratıcı bireye güç verir. Büyük şirketler tarafından yaratılan bütün o ticari mesajların yanında bir alan talep eder. Topluma, tek bir zihnin bile fark yaratabileceğini hatırlatır.”




Abbasağa Parkı

“KR”
(Craig Costello, 1971, New York, ABD)

New York’ta büyüyen KR birçok farklı alet ve teknikle, daha büyük, akıtmalı işaret tag’leri yaratma denemeleri yapmak üzere San Francisco sokaklarını kullandı. Deneme yanılma yoluyla kendi mürekkebini yapmaya başladı, yarattığı Krink adlı parlak gümüş rengi mürekkep özellikle etkili oldu.

1998’de New York’a geri döndü, burada bir markör ve mürekkep markası olan Krink Inc.’i kurarak mürekkebini satmaya başladı. Başka graffiti sanatçılarının kullandığı büyük ölçekli, karmaşık graffiti tag’lerinden ilham alan KR yangın söndürme aletlerini Krink’le doldurarak galeriler, müzeler ve özel siparişler için büyük ölçekli, akıtmalı duvar resimleri yaratarak hareket resmi ve graffiti teknikleri arasındaki çizgiyi kaynaştırmıştır.




Ihlamurdere

Logan Hicks
(1971, Key West Florida, ABD)


Florida’da doğan, çocukluğu Baltimore’da geçen Logan Hicks, yaşamını New York, Brooklyn'de sürdürüyor. Kentsel manzaraların dinamiğinde ve insan figüründe ilham bulan Logan Hicks, içinde bulunduğumuz dünyevi yaşam tarzından kareler yakalayarak, şablon tekniği sayesinde fotorealistik yorumlar sergiliyor. Soğuk ve cansız kentler ile onlara hayat veren sıcak varlığımız arasındaki bağlantıyı vurguluyor. Son dönemlerde denizcilerin batıl inançları, gelenek görenekleri, evrensel mutluluk, sevgi ve şans arayışları gibi konular sanatının odağını oluşturuyor.




Levent Kültür Merkezi

“Suiko”
(1979, Oita, Japonya)


Sanatını Batı'nın aktardığı graffiti kültürü ile Japon kültürünün bir sentezi olarak tanımlayan Suiko, 2000 senesinde başladığı graffitiyi "varlığının ispatı" olarak adlandırıyor ve her türlü graffitiyi sanat eseri olarak adlandırmaktan kaçınarak, bu ifade biçimine "yaratıcı vandalizm" demeyi tercih ediyor. Günümüzde, bu eylemin, güncel sanatla birbirine giderek daha çok karışıyor olmasının da olumlu bir gelişme olduğuna inanıyor.

Eserlerindeki kusursuz yuvarlak hatlar ise, çizgilerini çizerken tüm vücudunun bu doğal hareketi takip etmesiyle oluşuyor. Suiko'nun stilini ileri seviyeye taşımasıyla, harfler soyut bir hal almış ve tek tek seçilmeleri neredeyse imkânsızlaşmıştır.






Abbasağa Parkı

Alexandre “Psyckoze” Stolypine
(1969, Paris, Fransa)


Graffiti kültürünün Fransa’daki öncülerinden Psyckoze günümüzde atölye çalışmalarını galerilerde sergilerken, başta Paris’in yeraltı mezarlıklarındaki işleri olmak üzere sokaktaki aktif çalışmalarını sürdürüyor. Sanatçının yapıtları hem biçem hem de ruh olarak graffitiye bağlı, fakat seramik karo, taş gibi zamanı kat edebileceğine inandığı malzemelerle çalışıyor.

Atölye çalışmalarında ise kişisel deneyimlerinden beslenen Psyckoze için atölye “kişinin her gün tuvaliyle dövüştüğü bir ring ve sarsıcı olmayı sürdüren uzun bir dayanıklılık çalışmasıdır.” Atölye çalışmaları graffitiye özgü teknik ve renk şifrelerini barındırırken, bir yandan da soyut bir denge yakalamaya çalışır.




Çöp Kamyonu

“Tilt”
(1973, Toulouse, Fransa)

Toulouse’da yaşayan Tilt kendini graffiti fetişisti ve geleneksel bir graffitici olarak tanımlıyor ve graffitinin en basit ve ilkel halinin, karışık, üç boyutlu harfler kadar etkili olabildiğini savunuyor.

İmzası haline gelen Bubble harflerinden ödün vermeden farklı disiplinleri denemeye ve yeniliklere açık sanatçı, tuval dışında fotoğraf, heykel ve vitray çalışmaları da gerçekleştiriyor. Graffitinin özü harfleri, resimlerinin temeli alan sanatçı izleyicinin sokak ve müze algıları ile oynamayı seviyor. Sokakta görülen tag’lerin her zaman sanatsal bir algı yaratmadığını, fakat aynı işlerin galeri, müze gibi alanlarda farklı karşılandığından bahseden sanatçı, bu durumu keskin bir çelişki olarak görüyor.










Yeni Haberler